kara ve bilhassa kuru bulutlar var.
yok şimşek, yok yağmur ya da başkası.
hava apaçık, mevsim aşikar.
bulutların altında bir cümbüş ki sorma.
sanırsın göğe ebemkuşağı kanatlar takmışlar.
göğ uçar mıydı?
ne sanıyorsun,
aklın teşbih tanelerini bir bir çıkardım mı göğ uçmaya başladı.
ama kurulamadı hayaller şöyle geniş geniş köşelerine.
kurulamadı gökler kanatlarını, zaten ıslanmamışlardı.
çünkü dedim ya yok şimşek, yok yağmur ya da başkası.
hava apaçık, mevsim aşikar
ne anlatıyorsun sen?
yağacak mı yağmayacak mı?
ha bire bir gözümüz, yükseklerde de değil ha, göğe takılı.
göğ yakın mıydı?
o kadar uzun boylu değil, tam tepemizde asılı.
o tam tekmil tedirginlikle sürecek cümbüş. kim çok görse onu birbirine, sonra üzülürmüş.
cümbüşün üstüne başına bir kahverengi düşmüş.
evet, topraktır, biliyoruz.
tuhaf değil bu düşüş.
toprak uçar mıydı?
ne sanıyorsun,
ağaçların ayak parmaklarını bir bir saymaya kalktım mı toprak uçmaya başladı.
ama yorulmadı ağaçlar parmaklarından
yorulmadı masallar gerçeklere, onlar birbirinin aynı.
ne anlatıyorum ben?
bu kara ve bilhassa kuru bulutlarla az mı raks ettik be.
kafamızın içinde, ha bire döndük, dolaştık ha bire. ha bire birbirimize.
raksımız sonsuz. dönüyor. dönsün. dönüyor. dönsün.
dönüyor ayak bileklerimiz, el bileklerimiz, gerdanımız, belimiz, omzumuz.
kıvrılıyoruz. raksımız sonsuz. birbirimizin içine, üstüne başına siniyoruz.
sürüyor tam tekmil yerin göğün raksı.
ola ki sevdaya ise, tuhaf değil bu düşüş, tam sırası.
dur bulutların altında, tak kanatlarını göğün, bas güzelim toprağa.
nefis bir şeyler ısınıyor bu kara kuru bulutların altında.
bir alev peyda cümbüşün tam ortasında
bahar mı? sen mi getirdin, burada mıydı yoksa?
bak kara bulutlara, ateşlerden atlıyor. bahar olmalı. bak, kuru bulutlara bak, yağıyor sevmektesin, bilirsin, söyle bu cümbüşe düşen, ahenge üşüşen de ne oluyor? yağmur mu deniyor buna yoksa nefis bir şarkı mı yağıyor? biz niye raks ediyoruz?
kara ve bilhassa kuru bulutlar.
belki ilk belki son, ama aşikar.
hava apaçık, bahar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder