renksiz safasız
susmuş us
susmuşuz
bir kısa vakitmiş ömrümüz
patırtı gürültü nedir öğrenmiş
kulaklarına varmış gökyüzü
dökülmüş saatleri
durmuş us
durmuşuz
biz severdik halbuki birbirimizi
dokunurdu gözümüz tenimize
dokunurdu sözümüz yanaklarımıza
tutardı elimiz elinizi
korkmuş us
korkmuşuz
uzanırdık dallara
ulaşmasak da bilirdik yaprağı
koklardık sevmeyi
nerede duysak tanırdık
unutmuş us
unutmuşuz
geceleri kim bitirdi
niye hep gündüz
ya da tam tersi
hangi mevsim
çağ hangisi
sormuş us
sormuşuz
yara bere olmuş sokaklarımız
lambasında yağmuru sevmişiz
dibinde gölgeyi
eşiğinde dansları
ağrısında direnci
bulmuş us
bulmuşuz
kaldırımdan inmişiz
sularda boğulmuşuz
bizim adımız kaybolmuş
çiçeklerimiz azalmış
göğsümüzde renkler
bağırdı bağıracak
yorulmuş us
yorulmuşuz
sonra ne olmuşsa olmuş
sonra kim ölmüşse ölmüş
bize hep söylememişler
yok
olmuş us
olmuşuz
karaltıları kovalamışız
gölgeler yapışmış yakamıza
her seferinde
ama nasıl olur böyle, demiş herkes,
içinden, ama yüksek sesle
hep içinden
hiç içinden
çıkamamışız
çıkamamışız
çıkamamışız