nefrete değin ne çok sevmişliği kavramıştı aklımız. şimdi nefret, yalanla örtbas edilmeye uğraşılan kıyımların kıyametlerin beşiğinden emeklemeyi halletmiş, koşmaya hallenmiş akışkan hırslarla büyüyor. büyüdü mü çoktan, büyüse bağırırdık avaz avaz, büyüseydi camları kırardı sesimiz. neymiş, demek ki büyümemiş, büyüyemesin de; ama ergenliğinde bu hırsın, en akıl almaz en olur olmaz en münasebetsiz ve riyakar olabildiği çağda, kendinizi inkar etmelisiniz insanlığa haddiniz kaldıysa. insana insan demek de yetmiyor. olana olmuş ölene ölmüş demek de yenmiyor, yutulmuyor nah boğazımızda. kalkıp sizin obur orucu bozacak açlık var mis gibi dört yanda dört koldan büyüyen; kalkıp imana gelecekmiş dingildek kelimeler, gelsinler, güvensiz. özrü sakız, aklı muhallebi kıvamında vekaleti almış olanın. hal böyle olunca, durma, durma ya da dur koşar gibi akan, bu kokan, bu, vicdana değmeyen bu osuruk çocuklarının karşısında.
ah be güzel adam içimizde kıymalar çözülüyor buzluktan çıkma
ah be güzel kadın içimizde bir çiçeğin yaprakları avucumuza erik kokusu bırakıyor
ah be çocuk, senden ne kadar özür dilesek, biliyoruz hepimizin suçu bu osuruklu dünya.
bize ayrık ol, bize tepeden bak, bizi yok say yeri geldiğinde, bize inanma, bizi taklit etme,
sen hevesini sıkıştırma avcuna.
sen hevesini sıkıştırma avcuna.
bir başkaca haytalık var sende, onu koy bundan böyle başucuna,
sok gözümüzün içine, dökelim sokağa.
sok gözümüzün içine, dökelim sokağa.
korkuyoruz ya, herkes korkuyorsa cesaretin vaktidir.
hani nedir?
aşk örgütlenmektir ece abim, peki cansever'se n'olur, derken karanfil elden ele..
aşk örgütlenmektir ece abim, peki cansever'se n'olur, derken karanfil elden ele..