Hanidir yanlış anlatıyorum kafamdakileri. Düzeltmiyorum sonrasında da. Kelam ağızdan çıktı bir kere demek değil. Kelamın istikrarsız ve tutarsız ve mecazlarla, eğretilemelerle yüklü olduğunu gördük, tamam. Ne söylesem aynı şeyi sözlüyorum. Duyduklarım da aynı, önceden duyuyorum. Söylemeyin bir şeyler bana, ben ne derseniz işime geldiği gibi anlıyorum ve biliyorum ki benim için öte türlüsü namümkün. Sizin içiniz de. Kabarmış. Bizim içimiz de kabardı. İçimizde karardık. Kafi. Yetişir. Karar. Demin oranı, rakının oranı, senin oranı, benin oranı. Uykuluyum azcık, basiretsiz bir uyuşukluk geldi çattı günün göğüne, saatlerce uyuyorum. Döne döne.. Döne yana. Ne yana döne döne. Alkolle yatıp kalkınca dilim ayakkabı keçesi gibi oluyor, susuyorum, susayınca su içmek istiyorum. Yanıyor kafam, kafam yanık. Biliyorum herkes ister suyu ama sanki ben bir farklı içiyorum. Ne içsek yarıyor, boğazımızı, ciğerimizi. Neysek oysak, çıkan kanıyor, dediğinize, bakılırsa, tarihte içimizde bir yanık bir yara var. Aramızdan biri birileri. Kim yara. Günleri uzatıyorum. Bugünse uyumadıkça yanıyor kafam, kafam gidiyor evvelce. Kanırtıyorum pazarlarını, hiç sevmem. Cumartesi hariç. Pazartesini de evet. Hariç yani dahi salısını severim pazartesinin. Aslında hiçbiri ve diğerleri.
günlerden temmuz, aylardan sivas, saat 93'e takılı. unutmuyoruz, unutmayız da hani.