Kim söylemiş Levent'in Süheyla'ya vurulduğunu, Mualla'yla sandallarda aşna fişne vesair.. cık cık cık çok ayıp! Dedikodu ve bıtbıtçılık ruhunuzun en bir derin yerlerine çöreklenmiş sayın mahallemin ahalisi. Bir gönül köşküne yerleşmek varken, çekirdek kabuğundan kırıntıları süpürememek tembelliğiyle duvar saatinizin pilini bitirmenin bir sorusu yahut cevabı, bir anlamı var mıdır?
Siz betondan duvarınızdaki saatinizin akrebine asılı kalakalın. Ben tahtadan duvarıma en güzelinden bir fotoğraf asmak istiyorum, en güzel arkadaştan olsun, en sıcak, bir bardak çay dökülsün gönül köşkümün ahşap zeminine, tahtalar çay koksun içimde. Bir ağacım ya ben -çay döküldükçe büyüyen-, kalbim de ağaçtan..
Gün; bir bardak çay döküldü zemine, hem yandı, hem koktu mis. İnce bellimin kırıklarını süpürürüm gider, amma velakin tahtaya sinmiş çayı yok etmek ne mümkün, hem kim ister?
Bayım, biz, inanın tahmin edemezsiniz, biz, sizi pek bir severiz. Sarılıp, boynunuzun sıcaklığına dayamak boynumu, o sıcaklığa doyamamak, öpmek ve illa ki koklamak isteriz. Hani nasıl desem, şarap olsanız içeriz. Yine bekleriz tahtaköşkümüze, yine, yani her zaman.
1 yorum:
huzuru adada bulabilmen en olası.
Yorum Gönder